Franchising Sözleşmesinin Hukuki Niteliği ve Özellikleri

Franchising Sözleşmesinin Hukuki Niteliği ve Özellikleri

FRANCHİSİNG SÖZLEŞMESİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ

Franchising sözleşmeleri, ekonomik hayatta önemli bir yer edinmelerine rağmen Türk hukukunda doğrudan tanımlanmış bir sözleşme tipi olarak düzenlenmemektedir. Bu durum, sözleşmenin hukuki niteliğinin belirlenmesinde hem doktrinde hem de uygulamada çeşitli tartışmaların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Franchising ilişkisi, taraflar arasında yalnızca bir mal veya hizmetin devrine ilişkin olmayıp, aynı zamanda belirli bir işletme modelinin, know-how’ın, marka ve pazarlama stratejisinin belirli standartlar çerçevesinde kullanılmasını konu edinen kapsamlı bir işbirliğini ifade etmektedir. Bu yönüyle sözleşme, tek bir sözleşme tipi altında toplanamayacak ölçüde çok yönlü ve karmaşık bir yapı göstermektedir. Bu çalışmada, franchising sözleşmesinin hukuk sistemimizdeki yeri, nitelendirilmesine ilişkin doktrindeki görüşler, sözleşmenin borç ilişkisi bakımından özellikleri ile şekil unsuru sistematik biçimde ele alınarak, sözleşmenin hukuki çerçevesi bütüncül bir perspektiften değerlendirilecektir.

Franchising Sözleşmesinin İsimsiz Sözleşme Olması

İsimsiz sözleşmeler, unsurlarının tamamı veya bir kısmı yahut bu unsurların bir araya gelme biçimi kanunda düzenlenmemiş olan sözleşmelerdir. Franchising sözleşmesinin karma sözleşme ve kendine özgü sözleşme olduğu yönünde olduğu iki görüş vardır. İlk görüşe göre karma sözleşmeden bahsedebilmek için o sözleşmede kanunda düzenlenmiş en az bir sözleşmenin unsurlarının yer alması yeterlidir. Bu sebeple franchising sözleşmeleri kanunda düzenlenmemiş sözleşmelerin yanında kanunda düzenlenmiş vekalet, hizmet gibi sözleşmeleri de barındırması sebebiyle karma nitelikli bir sözleşmedir. Bir diğer yaygın olan görüşe göre ise kendine özgü sözleşme olduğu yönündedir. Zira kendine özgü sözleşmeler, kanunda düzenlenmiş sözleşme tiplerinde yer almayan unsurları kısmen veya tamamen bünyesinde bulunduran sözleşmelerdir. Franchising sözleşmeleri de kanunda düzenlenmemiş bazı sözleşmelere ilişkin unsurlar barındırdığı için kanunda düzenlenmiş sözleşme tiplerine ilişkin bazı unsurlar yer alsa da kendine özgü sözleşme olduğu kabul edilmelidir.

Hukukumuzda, normatif olarak franchisingin tanımlandığı hukuki metin 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 4. Maddesi hükümlerine göre Rekabet Kurumunca yürürlüğe sokulan 1998/7 Sayılı Franchise Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyet Tebliğidir. Söz konusu tebliğ de Franchising sistemi, franchise sözleşmeler, franchise sözleşmesi taraflarının hak ve yükümlülükleri ile Reakebet Hukuku ve Fikri Mülkiyet Hukuku açısından franchise sözleşmelerin unsurlarına yer verilmiştir. Bu sebeple, Franchise sözleşmelerin hukuk sistemimizde, kanun düzeyinde tanımlanmamış, atipik, karma yapılı bir çerçeve sözleşme niteliği taşıdığı söylenebilir.

Franchising sözleşmesine, mahiyetine uygun düştüğü ölçüde benzerlik gösteren sözleşme hükümlerinin kıyasen uygulanabileceği kabul edilmelidir. Franchising sözleşmesine; acentelik, vekalet, adi şirket ve bazı hallerde hizmet sözleşmeleri kıyasen uygulanması mümkündür.

Franchising Sözleşmesinin Karşılıklı ve Sürekli Borç İlişkisi Doğuran Sözleşme Olması 

Franchising sözleşmesi her iki tarafın da borç altına girdiği karşılıklı edimler içeren bir sözleşmedir. Karşılıklı sözleşmelerde her bir tarafın borcu diğer tarafın borcunun karşılığını oluşturmakta ve edimler arasında değişim söz konusu olmaktadır. Franchising sözleşmesinde de franchise alan ile verenin borçları aynı zamanda diğer tarafın ediminin karşılığını ihtiva etmektedir. Franchise verenin kendisine ait franchise sistemini franchise alana kullandırma ve onu ticari faaliyeti sırasında devamlı olarak destekleme yükümlülüğüne karşılık, franchise alanın franchise verenin mal veya hizmet sürümünü kendi nam ve hesabına yürütme ve franchise verene belli bir bedel ödeme yükümlülüğü gelmektedir.

Franchise sözleşmesi sürekli borç doğuran bir sözleşmedir. Franchise sözleşmesi, sürekli borç doğuran bir sözleşmedir. Dolayısıyla, franchise verenin franchise alana sürekli yardım etme, sınai haklarını kullandırma, tavsiyede bulunma yükümlüğü, asli edim yükümlülüğü olarak sözleşme boyunca süreklilik gösterdiği gibi, franchise alanın sürümü artırma yükümü de sözleşme süresince devam eden sürekli edim yükümlülüğüdür. Tarafların süreklilik gösteren edimlerinin ifası, tüm sözleşme süresince durmadan devam ettiği için franchise sözleşmesi sürekli borç doğuran bir sözleşmedir. Taraflar sözleşmeyi diledikleri gibi belirli veya belirsiz bir süre için yapabilirler. Sürekli borç sözleşmesi olarak franchise sözleşmesinin fesihle sona ermesi sadece geleceğe yönelik etki doğurmaktadır. Burada “teknik ve gerçek anlamda fesih’’ söz konusudur. Franchise sözleşmesinin sürekli borç ilişkisi karakteri nedeniyle özel bir güven ilişkisini gerektirir. Sürekli borç ilişkisi ani edimli sözleşmelere nazaran tarafların dürüstlük yükümlerini daha fazla gerekli kılar.

Çerçeve Sözleşme Olma Özelliği

Çerçeve sözleşme, ileride birden fazla sözleşme kurma niyetinde olan kişilerin,İleride kurulacak sözleşmelerin belirli bir takım şartları konusunda her bir sözleşmenin kuruluşu sırasında ayrıca kararlaştırılmasına gerek olmaksızın şimdiden anlaştıkları sözleşmedir.

Çerçeve sözleşme, taraflara daha sonra tamamlayıcı diğer sözleşmeleri yapma hak ve borcunu yükleyen genel içerikli bir sözleşmedir. Franchise sözleşmesinde sözleşme konusu mal veya hizmetlerin sürümünde yapılacak iş birliğini hedef alan temel hak ve yükümlülükler sadece genel hatlarıyla düzenlenir, ayrıntıya girilmez. Genel hatlarıyla düzenlenen bu çerçeve sözleşme ileride işletme donanımı için malların teslimi, hammaddenin temini, eğitim esaslarının belirlenmesi, destekleme, tanıtım gibi konularda yapılacak tamamlayıcı sözleşmelere bir temel teşkil eder. Meselâ, franchise konusu ürün veya hammaddelerin türüne, bunların ne kadar ve kimden alınacağına ilişkin hususlar franchise sözleşmesinde genel hatlarıyla belirtilir. Daha sonra da sözleşmede belirlenen genel ilkeler göz önünde bulundurularak taraflar arasında tamamlayıcı sözleşmeler kurulur.

Münferit sözleşmeler, çerçeve sözleşmenin taraflarından biri ile üçüncü kişilerle yapabileceği gibi tümüyle üçüncü kişiler arasında yapılması da mümkündür. Münferit sözleşmelerin mutlaka franchising sözleşmesinin tarafları arasında yapılması gerekmemektedir. Bu nedenle taraflardan biri ile üçüncü kişi ya da sadece üçüncü kişiler arasında münferit sözleşmeler yapılması, franchising sözleşmesinin çerçeve sözleşme olma niteliğini değiştirmemektedir.

FRANCHİSİNG SÖZLEŞMESİNİN ÖZELLİKLERİ

Franchising sözleşmesinin özellikleri adı altında standart bir sözleşme olması ve rekabet hukuku bağlamında dikey ilişki doğuran bir sözleşme olması incelenecektir.

Standart Bir Sözleşme Olması

Standart sözleşmeler, münferit sözleşmelerin müzakere aşamasının ortadan kaldırıldığı, diğer tarafa düşüncelerin yansıtma olanağı verilmeden girişimciler tarafından önceden hazırlanmış olan sözleşmelerdir.

Franchising sözleşmeleri standart sözleşme şeklinde yapılır. Standart sözleşmeler ekonomik yönden daha güçlü konumda olan franchise veren tarafından önceden tek taraflı olarak hazırlanır ve franchise alana sunulur. Standart sözleşmeler franchise alanın ismi, sözleşme bölgesi ve onun lehine, öngörülen indirim gibi, somut ilişkinin gerektirdiği, bazı değişiklikler dışında aynı içeriğe sahiptir.

Genel işlem koşullarına uygulanan “açık olmayan kayıtlar, onu kaleme alanın aleyhine yorumlanır” kuralının, “alışılmamış ve beklenmedik kayıt yasağının ve bireysel özel kayıtların genel işlem şartları karşısında sahip olduğu ilkesinin franchise sözleşmelerine uygulanması mümkün olduğu gibi; “karşı tarafı iyi niyet ve dürüstlük ilkesine aykırı olarak aşırı bir şekilde zarara uğratan genel işlem şartları geçersizdir” kuralı da franchise sözleşmelerinde uygulama alanı bulabilir. Ancak bu ilkeler güçlünün karşısında zayıfı koruma amacına ettiklerinden, somut olayda herhangi bir franchise sözleşmesine uygulanmadan önce, franchise alanın, gerçekten bu ilkelerin uygulanmasını gerektirecek ölçüde korunmaya muhtaç olup olmadığının, araştırılması gerekir.

Dağıtım Sözleşmesi ve Dikey Anlaşma Olması

Dağıtım sözleşmesi, bir pazarlama sistemi kurarak malların bu sistem aracılığıyla yeniden satılmasını hedefleyen sağlayıcının, diğer tarafa mal temin etmeyi üstlendiği sözleşmedir. Dağıtım sözleşmeleri de üretim veya dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyette bulunan ve bu nedenle birbirine rakip olmayan teşebbüsler arasında gerçekleşir. Bu nedenle dağıtım sözleşmeleri aynı zamanda dikey bir anlaşmadır.

Dikey anlaşmalarda, taraflarının üretim ve dağıtım zincirinin farklı aşamalarında faaliyet gösteriyor olması belirleyici unsuru oluşturur. Dikey anlaşma, genellikle birbirlerine hammadde veya ara ürün sağlayan teşebbüsler arasında gerçekleşir. Franchising sözleşmesi de farklı üretim veya dağıtım basamaklarında bulunan bir mal veya hizmetin üretici ile bunlarn sürümünü gerçekleştiren işletme sahibi arasında yapılmaktadır.

FRANCHİSİNG SÖZLEŞMESİNİN ŞEKLİ

TBK m. 12 f. 1’de “Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir.” Hükmü yer almaktadır. Bu suretle kanun koyucu şekil serbestisi ilkesini benimsemiş ve bu ilke ile sözleşmenin geçerli olabilmesi için irade beyanlarının anlaşılabilecek ve anlatılabilecek her araçla yapılabilmesi kabul edilmiştir. Şekil serbestisi uyarınca, franchising sözleşmeleri kanunda düzenlenmemiş olduğu için bu sözleşmeyi oluşturan irade beyanlarının belirli bir şekilde olma zorunluluğu bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay da “ Franchising sözleşmeleri, BK hükümlerine tabi özel hukuk sözleşmeleri niteliğinde olup aksi öngörülmedikçe şekil serbestisi ilkesi gereğince herhangi şekle bağlı olmaksızın kurulabilirler.” Şeklindeki kararı ile franchising sözleşmelerinde şekil zorunluluğu olmadığını kabul etmiştir. Uygulamada ise anlaşılır sebeplerden ötürü yazılı sözleşme tercih edilmektedir.

Franchising sözleşmelerinde geçerliliği yazılı şekil şartına bağlı marka, patent ve fikir sanat eserlerine ilişkin hakların yer alması durumunda çerçeve niteliğindeki franchising sözleşmesinin yazılı şekilde yapılıp yapılmayacağı, yapılmaması durumunda nelere tabi olacağı tartışmalı olmakla beraber yaygın olan görüş; fikir ve sanat eserleri, tescilli marke ve patentler içim öngörülen şekil şartına uyulmaması franchising sözleşmesinin geçersizliğine yol açmaz. Sözleşmenin şekle uygun yapılmaması, sadece marke, patent, fikir ve sanat eserleri üzerinde kullanım hakkı tesis edilmesine engel olur. Bu durum ise çerçeve sözleşmenin uygulanması ve ifa aşaması ile ilgilidir. Ayrıca TBK m.29 f.2’de ön sözleşmenin geçerliliğinin ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlı olduğunu düzenlemiştir. Bu nedenle marka, patent, fikir ve sanat eserlerine ilişkin yapılacak ön sözleşmenin de yazılı şekilde yapılması gerekmektedir.

Ülkemiz hukuku açısından ayrıca son olarak belirtelim ki, yabancı franchise verenler ile yapılan franchise sözleşmeleri, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığına bağlı Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü’nün onayına tabidir . Genel müdürlük, ilgili tevliğ çerçevesinde sözleşmeyi inceleme ve aykırı bulduğu sözleşme hükümlerinin değiştirilmesini veya çıkartılmasını isteme yetkisine sahiptir. Belirtmemiz gerekir ki, buradaki onay bir şekil şartı değil, sözleşmenin tamamlayıcı unsurudur.

SONUÇ 

Franchising sözleşmesi, Türk hukukunda kanuni bir tanıma sahip olmamakla birlikte, yapısı itibarıyla tipik sözleşmelerin sınırlarını aşan, çok yönlü ve kendine özgü bir hukuki ilişki doğurmaktadır. Sözleşmenin hem sürekli borç ilişkisi yaratması hem de taraflar arasında yoğun bir işbirliği ve koordinasyon gerektirmesi, onun klasik borçlar hukuku sözleşmelerine kıyasen daha karmaşık bir yapı arz ettiğini ortaya koymaktadır. Uygulamada vekalet, acentelik, hizmet ve adi ortaklık sözleşmelerine dair hükümler kimi durumlarda kıyasen uygulanabilmekte; ancak bu hükümler franchising ilişkisinin bütününü açıklamaya yeterli olmamaktadır. Rekabet hukuku bakımından dikey nitelikte bir anlaşma oluşturması ve çoğu zaman standart sözleşme formunda hazırlanması da ayrıca önem taşımaktadır. Şekil serbestisi kuralı gereği sözleşmenin geçerliliği herhangi bir şekle bağlı olmamakla birlikte, fikri mülkiyet haklarının devri veya kullanımına ilişkin hükümler nedeniyle pratikte yazılı şeklin tercih edilmesi kaçınılmazdır. Bu çerçevede franchising sözleşmesi, hem doktrinsel açıdan hem de uygulamadaki sonuçları bakımından özenli bir hukuki değerlendirme gerektiren, kompleks bir sözleşme türü olarak karşımıza çıkmaktadır.

KAYNAKÇA

[1] Fikret Eren, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Ankara, Yetkin Yayınları,2014
[2] EREN, “İsimsiz Bazı Sözleşme Türleri”, s.72
[3] Kırca, s.9
[4] Gürzumar, Franchise Sözleşmeleri ve bu sözleşmenin temelini oluşturan sistemlerin hukuken korunması s.29
[5] Bahar Şimşek, Franchising Sözleşmeleri, Ankara, 2016,s.30
[6] İlgili karar için bkz. Yargıtay, 11. HD., 27.09.2011 T., 2010/921 E., 2011/11001 K., Kazancı Yayınları, http:/www.kazanci.com
[7] Şimşek, Franchising Sözleşmeleri, s.72
[8] Bkz. 12.02.1986 T. 86/10353 s. Kararnamenin Eki Yabancı Sermaye Çerçeve Kararı Hakkında 1 nolu tebliğ ve bu tebliğin bazı maddelerinin değiştirilmesine ilişkin tebliğ (RG, 5.3.1988, Sayı 19745, s.15/16 )
[9] Yrd. Doç. Dr. Osman Berat Gürzumar, Franchise Sözleşmeleri ve bu sözleşmenin temelini oluşturan sistemlerin

Diğer Makaleler